Yaylanlıköyü
Elazığ İlinin Baskil İlçesine bağlı bir merkez
ve yedi mezradan oluşan bir yerleşim birimi olup
Velipalas köyleri içerisinde adlandırılır.
Elazığ Malatya karayolunun 45. km sinde güneyde
yer alan Yaylanlı köyü. 2007 yılında yapılan
adrese dayalı nüfus sayımına göre köy ve
mezralarında toplam 221 kişi yaşamaktadır.
Elazığ İl merkezine 58 km, Baskil İlçesine 33
km. mesafede, Elazığ Malatya yoluna ise 13 km.
mesafededir. Köy ve mezralarının yolları
stabilize olup içme suyu şebekesi mevcuttur.
Yaylanlı merkez, Kurugül, Kuran,Fırat,Hillik,
Çamaltı, Mişmişler ve aşağı evler olmak üzere
yedi mezrası vardır. Mezralarının tamamı köy
merkezinden önce gelmektedir. Yüz ölçümü
bakımından geniş toprakları olan Yaylanlı
köyünün arazi yapısı engebelidir.
Yerleşim olarak dağınık bir yapısı olan Yaylanlı
köyünün Doğusunda Hacıhüseyinler, Güneyinde
Sivrice İlçesinin Kayabağlar (Pıhtı) ve Oyluk
mezrası, Kuzeyinde Kutlugün (Şıhali),
Kuzeybatıda Küllük mezrası ve Batısında Malatya
İli Kale İlçesinin köyleri ile komşudur. Çamaltı
ve Kuran mezralarında birer okulu bulunan köyün
tek camisi Çamaltı mezrasındadır. Köy merkezi ve
diğer mezralarda cami ve okul bulunmamaktadır.
Yaylanlı köyü Fırat nehri boyunca güneye doğru
uzanır. Köye ulaşım karayolu ile sağlandığı gibi
Karakaya baraj gölünden küçük motorlu deniz
araçları ile de sağlanmaktadır. Tipik Doğu
Anadolu karasal iklim yapısına sahip olan köyde
yaz mevsimleri sıcak ve kurak kış mevsimleri ise
soğuk ve yağışlı geçmektedir.
Yaylanlı
köyünde eğitim ve öğretim iki okul ile
yapılmaktadır.Biri Çamaltı mezrasında bulunan
Yaylanlı Köyü İlköğretim okulu diğeri de Kuran
Mezrasında bulunan Kurugül İlköğretim okulunda
yapılmaktadır. İki derslikli bu okullarda iki
öğretmen görev yapmaktadır. Beşinci sınıfa kadar
eğitimin yapıldığı bu okullarda öğrenci sayısı
da azdır. Altı sınıf öğrencileri taşımalı
sistemle eğitimlerini sürdürmektedirler. Bir
kısım öğrenciler Yatılı Bölge İlköğretim
okullarında yatılı olarak okumaktadır. Eğitim
seviyesinin düşük olduğu köyümüz el sanatları ve
diğer sosyal aktivitelerden de yoksundur.Gerek
ulaşımdaki zorluklar gerek se köyde yaşayan
nüfusun az ve dağınık olması nedeniyle hiç bir
el sanatı gelişmemiştir.
Yaylanlı Köyü Görüntüleri
Yaylanlı Köyünün
Tarihçesi ve İsim Kaynağı
Yaylanlı köyü eski adıyla Kocikuşağı olarak
bilinmektedir. Köyün tarihi ve ilk
yerleşimcilerinin kimler olduğu bilinmemekle
beraber. Mezar taşlarında bulunan çeşitli
dönemlere ait figürlere bakıldığında buradan
çeşitli kavimlerin geçtiğini söylemek mümkündür.
Buranın bir yerleşim yerinden çok yayla gibi
kullanıldığı, köyde önceki dönemlere ait bir
yapının olmayışından rahatlıkla söylenebilir.
Burada bir yaşamın olduğunu mezar taşlarındaki
figürlerden, bazı çanak ve çömlek kalıntıları
ile zahire deposu olarak kullandıkları büyükçe,
toraktan yapılma pişirilmiş küplerden
anlaşılmaktadır. Burada çanak ve çömlek
parçalarına baktığımızda Ermenilerin,
Türkmen Tarlası denilen yere baktığımızda da
Türkmenlerin yaşadığı
söylenebilir.
Yaylanlı köyü daha önceleri Kocikuşağı ve
Memedyan olarak isimlendirilmiştir.Kocikuşağı
isminin nereden geldiği bu ismin kim tarafından
verildiği bilinmemektedir. Memedyan isminin
buraya gelip yerleşen ve bu coğrafyanın ataları
olan üç kardeşten en büyüğünün, Mehmet'in
isminin verildiğini ve buranın büyük kardeşin
ismi ile anıldığını, daha sonraları isim
değişikliklerine uğradığını söylemek mümkündür.
Yaylanlı köyü ismine gelince bunun kaynağı ve
espirisi bilinmemektedir. Köy halkı da Yaylanlı
isminin nasıl verildiğini bilmemektedir.
Yaylanlı
Köyü Yerleşimcileri
Yaylanlı köyünün ilk yerleşim yeri Memedyan (Çamaltı
Mezrası) dır. Köy merkezi daha sonraları Kocan'a
(Hellan) taşınmıştır. Buraya ilk yerleşip medeni
bir hayat kuranlar Adıyaman İli Gerger
İlçesinden göç eden yedi kardeşten Mehmet,
İbrahim ve Abdulhamit adında üç kardeştir.
Ailenin genişlemesiyle kardeş çocukları Aşağı
mezra, Alan mezrası, Kocik mezrası, Kerimhan
mezrası (Kurugül), Kuran mezrası ve Mişmişler
mezralarına yerleşerek topraklarını
genişletmişlerdir. Bu köyün coğrafyasında dört
aile hariç diğerlerinin tamamının ataları bu üç
kardeştir. Dışarıdan gelen bu dört ailenin
birisi Aşağı mezraya, birisi Kuran mezrasına
diğer ikiside Kerimhan (Kurugül) mezrasına
yerleşmişlerdir. Bazı kardeş çocukları da Fırat
nehrinin Malatya tarafına geçerek buradaki
köylere yerleşmişlerdir. Bu köyler eski
adlarıyla Tehtikan, Bersoyun ve Henedo olarak
bilinmektedir.
Yaylanlı köyünde yaşayan
bugünkü halkın ataları yedi kardeştir. Bu yedi
kardeş Adıyaman İlinin Gerger İlçesinden göç
ederek gelip buraya yerleşmişlerdir. Bu yedi
kardeşin isimleri İbrahim, Mehmet, Abdulhamit (yada
sadece Hamit te olabilir), Osman, Hasan, Mustafa
ve Eyüp'tür. Bu kardeşler yaşadıkları çevredeki
aileler arasındaki geçimsizlik ve husumetten
dolayı yurtlarını terk ederek yola çıkmış ve
İzollu (Malatya-Kale İlçesi) köyüne kadar gelmiş
bir müddet burada konaklamış, daha sonra burayı
beğenmeyip tekrar yola koyulmuş ve Fırat
sahiline inmiş. İsmi Eyüp olan kardeş ise İzollu
köyünden (Malatya-Kale) geriye dönerek
kardeşlerinden ayrılmıştır. Geriye kalan ve
Fırat sahiline inen altı kardeşten üçü Mehmet,
İbrahim ve Abdulhamit (Hamit) Fırat nehrini
geçerek Elazığ sınırına geçmiş ve bugün Yaylanlı
adı ile bilinen köye gelip yerleşmişlerdir.
Yaylanlı Köyünde Yaşam
Velipalasın bir çok köyünde olduğı gibi Yaylanlı
köyünde de yaşam oldukça zor şartlar altında
sürdürülmektedir. Gerek ekonomik durum ve
gerekse coğrafi yapısı bakımından köyde yaşam
oldukça zordur. Günlük hayat sabah ezanı ile
birlikte başlar yatsı ezanı ile birlikte biter.
Kış mevsiminde hayat durgundur. Yaz mevsiminde
köye gidenler kış mevsiminin gelişi ile birlikte
şehirlere inerler. Kış mevsiminde köy nüfusu yaz
mevsimine göre daha azdır. Kış aylarında köyden
şehirlere, şehirlerden köylere yapılan bir kaç
günlük ziyaretlerin dışında yaşam monoton geçer.
Günlük sıradan işlerin dışında işi olmayan köy
halkı ev içerisindeki uğraşlarla gününü
geçirirler. Evlerin günlük temizliği,
hayvanların bakımı dışında yapılacak fazla bir
iş olmadığından kış mevsiminde yaşam sıkıcı
geçer.
Yaylanlı köyünde tarım sulu ve susuz olmak üzere
ikiye ayrılır. Arazi yapısının dağlık ve
engebeli oluşu nedeniyle sulu tarım çok azdır.
Genellikle susuz tarım yapılmaktadır. Kıraç ve
engebeli alanlar önceleri karasabanla sürülürken
bugün traktörlerle sürülerek arpa, buğday ve
nohut ekimi yapılmaktadır. Ekinler susuz
olduğundan verimde oldukça düşüktür. Köy halkı
samanını kışlık unluk ve bulgurluk buğdayını zar
zor karşılayabilmektedir. Ekimi yapılan
ürünlerin satışı yapılarak bir kazanç elde
etmenin mümkün olduğunu söylemek zordur. Köy
yolu yapılmadan önce ekimi yapılan tahıl
ürünlerinin hasat'ı da oldukça zordu. Ekimi
yapılan ürünler orak denilen aletlerle biçilerek
yığın haline getirilir. Bu yığınlar hayvanlarla
taşınarak daha önceden hazırlanmış olan harman
denilen yerlere taşınırdı. Önü yukarı doğru
kalkık altında beyaz çakmak taşları bulunan
genellikle iki öküzün çektiği düvenlerle (Kelm)
kıyılır daha sonra saman ile taneyi birbirinden
ayırmak için dolap denilen birden dokuza kadar
numaralı elekleri bulunan ve bir kol yardımıyla
tamamen insan gücüyle çalışan makinelerle
savrularak saman ile tane birbirinden ayrılırdı.
Hayli zaman alan ve yorucu olan bu iş köy
yolunun yapılmasından sonra traktör ve tarım
aletleri kullanılarak hem kısa bir sürede hem de
daha az bir zahmetle yapılmaktadır.